KİNOA TARIMI

Kinoa Nedir ?

Kinoa'nın Özet Tarihi

 

Kinoa, yenebilir tohumları için tarımı yapılan Chenopodioideae alt familyasından bir bitkidir. Gerek üretiminde gerekse tüketimindeki ortak noktalar sebebiyle tahıllar ile beraber değerlendirilir ancak Buğdaygillerden değildir.

 

Kinoa kelimesi Keçuva dilindeki kinua sözcüğünün İspanyolca söylenişinden gelmektedir. Dünyada yaygın olarak İngilizce kelime karşılığı olan ''Quinoa'' kelimesiyle tanınır.

Kinoa’nın tarihçesi Güney Amerika'da bulunan And Dağları bölgesinin yüksek kesimlerinde başlamaktadır. Bu bölgede doğal şartlarda kendiliğinden yetişen Kinoa zamanla Peru’nun sahil kesimlerinden Güney Amerika kıtasının kuzey ve batı kesimlerine kadar geniş bir bölgede üretilmeye başlanmıştır.

 

Kinoa'nın Mistik Tarihini Konu Alan Kısa Bir Animasyon

 

 

Arkeolojik verilere göre günümüzden 5.200 ila 7.000 yıl öncesine kadar insanlarca doğadan toplanarak tüketilmeye başlanan Kinoa’nın tarımsal üretimine yaklaşık 4.000 yıl önce başlanmıştır. İlerleyen dönemlerde özellikle İnka Medeniyeti zamanında tarımsal üretimi oldukça yaygılaşan Kinoa’ya o dönemde manevi bir değer atfedilir, halk tarafından buğday ve pirincin yerine tüketilen kutsal bir yiyecek olarak görülürdü.

 

1500’lü yılların başında Güney Amerika’nın keşfiyle beraber İspanyol istilacılar ile İnka Medeniyeti arasında yaklaşık 30 yıl süren bir savaş meydana gelmiştir. İspanyol istilacıların kışkırtmasıyla İnka Medeniyeti'ne karşı irili ufaklı onlarca kabile ayaklanmış ve neticede İnka Medeniyeti tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür. Rivayetlere göre İnka Medeniyeti, şehirleri altın ve mücevherlerle süslü çok zengin bir ülkedir ancak İspanyol istilacılar İnkaların bu zenginliklerini yağmalar ve bu zenginlikleri bugünkü İspanya ve Portekiz'in bulunduğu İber Yarımadası'na taşırlar. Büyük bir yıkımın ardından tarih olan İnka Medeniyeti, bölgesine kıymeti sonraları çok daha fazla anlaşılacak önemli bir miras bırakmışlardır; Kinoa.

 

Dünya tarihi kurulduğundan bu yana savaş ve kanla yazılmıştır. Ancak bazı insanlar vardır ki kendilerini belki farkında bile olmadan, gelecek nesilleri etkileyebilecek bir olayın merkezinde bulurlar. Aradan 4 asırdan fazla bir zaman geçmiştir. Henüz üniversiteyi yeni bitirmiş ve yüksek lisans tezi olan patates çeşitlerini araştırmak olan bir Danimarkalı dünyada patatesin en çok yetişirildiği ülke olan Peru'ya doğru yola çıkar. Bu genç bilimadamının hedefi farklı patates çeşitlerinin yetiştirilişi hakkında yerinde bilgi toplamak ve kendi çalışmalarıyla beraber Avrupa'ya yeni patates çeşitleri getirmektedir. Aylarca Peru'nun farklı kesimlerini gezen genç, bazı küçük kasabalarda ''quinua'' isimli küçük taneleri olan bir bitki tüketildiğini, yaşlı insanların dinç ve sıhhatli kalmalarının bu bitki sayesinde olduğu hakkında hikayeler dinler. Gerçekten sürekli tarlalarda ağır işlerde çalışan birçok yaşlı görmektedir ve bitkiye karşı merakı da burada başlar. Kinoa'dan yapılan farklı yemekleri tatma fırsatı elde eden gencin Kinoa'ya karşı merakı gün ve gün artmaktadır.

 

Eve dönüş zamanı geldiğinde ise yanında hatırı sayılır miktarda Kinoa tohumu vardır ve döndüğünde hemen üzerinde çalışmaya başlayacaktır. İlk zamanlarda bu bitkinin gerçekten bir mucizesi olup olmadığını görmek için besin değerleri üzerinde çalışmalar yapar. Çalışmalarını yürüttüğü üniversitenin de imkanlarıyla Kinoa'nın temel besin içeriklerini tespit etmeye başlar. Sonuçlar şaşırtıcıdır. (Kinoa’nın içerdiği besin değerlerine buradan ulaşabilirsiniz;) Kinoa'nın besin değerleri buğday, mısır, pirinç gibi dünya genelinde tüketilen ürünlerden çok daha yüksektir ve genç, insan beslenmesinde Kinoa'nın bir devrim yaratacağını düşünmeye başlamıştır.

 

Aradan geçen uzun yıllara rağmen genç, Kinoa üzerinde çalışmalarına ilk günkü hevesiyle devam etmektedir. Ayrıca artık mezun olduğu üniversitede bir akademisyendir. Bu süre zarfında Kinoa'nın temel besin öğelerinin yanı sıra mineral yapısını, esansiyel aminoasitlerini, yağ içeriklerinide tespit etmiş, Kinoa'nın diğer besin gruplarından uzak ara ayrıştığı gerçeği yapılan her yeni araştırmayla ön plana çıkmıştır. Elde ettiği bilgileri diğer Avrupa ve ABD'li üniversitelerde paylaşmış aynı zamanda Dünya Tarım ve Gıda Örgütü'ne (FAO) raporlamaya başlamıştır.

 

Çalışmalar 2 yönlü yürütülmektedir. Besin öğelerinin tespiti - gen haritasının çıkartılmasının yanı sıra bitkinin farklı iklimsel yapılarda yetiştiricilik denemelerine başlanmıştır. Aynı zamanda kendi tohum çeşitlerininde ıslahına başlayan genç, Avrupa ülkelerinin yanısıra Kenya ve Mısır'da denemeler yapmış ve Kinoa'nın kaderini belirleyecek çok önemli tespitler elde etmiştir. Kinoa öyle bir bitkidir ki içinde bulunduğu iklim veya toprak koşullarına çok hızlı bir şekilde adapte olmaktadır. En olumsuz şartları dahi tolere edebilmekte ve bir şekilde hayatını devam ettirmektedir. Yaptığı denemelerde tarımsal niteliği olmayan topraklarda dahi yetiştiği, çok az bir su miktarıyla hayatta kalabildiğini gözler önüne sermiştir. Dünyanın en az yağış alan bölgelerinden biri olan Sina Yarımadası'nda hiçbirşey yetişmeyen topraklarda Kinoa'yı yetiştirmiş bunu da sürekli olarak raporlamaya devam etmiştir. Ardı ardına gelen bu raporlar FAO'nun dikkatini çekmiş ve FAO bünyesinde Kinoa'yı araştırmak üzere bir komisyon kurulmuştur. Komisyon başına getirilen genç, bu çalışmaları dünyanın 100'den fazla ülkesine yaymıştır. Bu ülkelerden biri de Türkiye'dir. 2009 yılında Türkiye'de ilk kez Adana Çukurova Üniversitesi'nde Prof. Dr. Attila Yazar ve ekibi çalışmalara başlarlar. Gelen sonuçlar hemen her ülkede aynıdır; Kinoa tüm koşulllarda başarıyla yetişebilen ve verim verebilen ender bitkilerden biridir.

 

Bu gerçek bilim camiasını heyecanlandırır ve artık daha fazla kaybedecek vakit olmadığına karar verilir. Takvimler 2013 yılını gösterirken Birleşmiş Milletler tüm dünyada ''Uluslararası Kinoa Yılı''nı ilan etmiş, bu bitkinin kitlelerce tanınmasını ve bilinmesini sağlamıştır. İnsanlığın geleceğini kurtaracak bitki olarak lansmanlar yapılır. Artan dünya nüfusunun kaliteli gıda ihtiyacına cevap verecek bitki olarak anlatımlar gerçekleştirilir. İnsan sağlığı ve su kaynaklarının tasarrufunun önemine vurgu yapılarak; dünyada pirinç tüketiminin düşürülmesi, 2050'li yıllara gelindiğinde pirinçten daha fazla tüketilir hale getirilmesi yönünde projeksiyonlar çizilmiştir.

 

Evo Morales ''2013 Uluslararası Kinoa Yılı'' Açılış Konuşması

 

 

Tabi bu denli büyük bir lansmandan sonra tüm dünyada patlama yaşayan Kinoa talebi, fiyatları da inanılmaz ölçüde yukarıya çekmiş, 1 Dolar'dan düşük rakamlara satılan Kinoa fiyatları 6 Dolar'lara kadar yükselmiştir. 2013 yılında temelleri atılan ve bir çiftçi kuruluşu olarak 2015'te resmi hayatına başlayan Türkiye Kinoa Yetiştiricileri Derneği, ülkemiz koşullarında Kinoa bitkisinin yetiştirilmesi, ekiminin yaygınlaştırılması ve tüketiminin arttırılması yönünde bir dizi faaliyetler izlemeye başlamıştır. Temel amacı ülkemiz ihtiyacı tüm Kinoa'yı yine Türk çiftçisinin emeğiyle yetiştirilmesini sağlamak ve Türk Kinoa'sının tüm dünyayla buluşmasını sağlamaktır.

 

 

Tarım'ın Yumuşak Karnı ''Su'' ile Kinoa İlişkisi

 

Bildiğimiz üzere insanoğlunun ihtiyaç piramidinin en tabanında sırasıyla ‘’gıda, giyinme ve barınma’’ ihtiyaçları yer almaktadır. Bunlar hayatımızın en elzem ihtiyaçları olmakla beraber aynı zamanda bin yıllardır değişmeyen yegane ihtiyaçlardır. Bu ihtiyaçların elzem olmasının yanı sıra kaynakları sınırlı olan dünyamızda, hızla artmaya devam eden insan popülasyonu, ihtiyaçlara olan talebide hızla arttırmaktadır. Artan dünya nüfusuyla ilgili bir yorumlama yapmak gerekirse; 2012’de 7 milyara ulaşan dünya nüfusunun 2050’ye varmadan 10 milyarı aşacağı öngörülmektedir. Ancak nüfus artışı kartezyen çarpımında ilerleyen bir hadisedir. Öyle ki 1804 yılında 1 milyar olan dünya nüfusunun 1 milyar daha artması yaklaşık 120 yıl sürmüş ve 1927’de nüfusumuz 2 milyara çıkmıştır. Ancak ikinci 1 milyarlık artış ise sanayileşmeninde hız kazanmasıyla yalnızca 33 yıl sürmüş ve dünya 1960 yılında 3 milyar insan nüfusuna ulaşmıştır. Bundan sonraki zaman dilimlerinde ise her 1 milyarlık nüfus artışı kademeli olarak 14, 13, 12 yılda bir gerçekleşmeye başlamıştır. Bugün nüfusumuz 8 milyara koşmaktadır.

 

Nüfusun bu denli hızlı artış içinde olması başta gıda olmak üzere bir çok sektörde daha fazla talebi doğurmuş, gıda ihtiyaçlarını karşılamak adına yeni üretim sahaları açılmış, doğa ananın bize sunduğu ‘’su’’ gibi kaynaklar gıda üretimi için daha fazla sarf edilir hale gelmiştir.

 

Dünyadaki sınırlı tatlı su kaynaklarının efektif olarak kullanılabilmesi adına kinoa bitkisi FAO tarafından ön plana çıkarılmakta ve özellikle çeltik gibi su ihtiyacı azami seviyede olan bitkilerin üretiminin düşürülmesi planlanırken oluşan açığın kinoa ile doldurulması hedeflenmektedir. Kinoa, su ihtiyacı oldukça düşük bir bitki olmakla beraber pancarla aynı dönemde, yani erken bahar döneminde ekilebilmektedir. Bu sebeple ülkemizde bir çok bölgede herhangi bir sulamaya gerek kalmaksızın yetiştirilebilmektedir. Derneğimizin FAO bünyesinde yaptığı temaslarda edindiği bilgiye göre dünyadaki pirinç tüketimiyle kinoa tüketiminin 2050 yılına kadar eşitlenmesi yönünde çalışmalar yürütüldüğü belirtilmiştir.

 

 

Türkiye Kinoa Yetiştiricileri Derneği ©2017 Tüm Hakları Saklıdır.
İşte Kobi Hazır Web Sitesi